Kendini İyi Hissetmek

Kendini İyi Hissetmek

Kendini İyi Hissetmek

Kendini İyi Hissetmek

Bu aralar buna çok ihtiyacımız var dediğinizi duyar gibiyim. Kendimizi iyi hissetmek için neler yapmıyoruz, neler baş vurmuyoruz ki…

Hızlı Sarma Düğmesi Basılı Kalmış Bir Hayat

Durum bu konuda gerçekten vahim. İş hayatından başlayan bu hızlı ve çabuk olma, bir şeyler yetiştirme alışkanlığı sonunda tüm hayatımıza işledi. Artık hepimizin acelesi var. Ve ne yazık ki hiçbirimizin vakti yok. Hep aynı terane. Acele dediğiniz saçmalık ne yazık ki insan evladının uydurduğu bir bela. Aslında neredeyse her bela insan evladının ürünü ama o konuya girdiğimizde çıkamayız diye düşünüyorum, ve girmiyorum :)…

Yanılmıyorsam Anton Cehov’un Keşiş’inde var olan bir cümle idi : “Teknoloji her ne kadar hayatımızı kolaylaştırdığı iddia edilse de aslında hayatımızı daha zor hale getiren her şeydir. Her teknolojik gelişme bizi bağlayan ve kısıtlayan zincirlere yeni bir halka eklenmesidir.” gibi bir şey… Beklentileri ve beklenti içinde olma isteği bir türlü sona ermeyen insanoğlu geliştikçe şükretmek yerine sızlanacak yeni bir şey icat etmiş oluyor nedense.

Şu şekilde düşünebilir misiniz lütfen:

Eskilerde çok eskilerde bir vakit… Eve sevdiğiniz geldi, çok yorgun olduğunu söyledi ve soğuk bir su istedi. Siz de hemen kovayı kaptığınız gibi kuyuya koştunuz (neredeyse artık o kuyu?), kovayı ipe bağlandınız, sarkıttınız, çektiniz, ipi çözdünüz, dikkatlice taşıyarak suyu getirdiniz ve ikram ettiniz. Sevdiğiniz bu arada sizi bekledi, sakinledi, teri soğudu, nefesi düzeldi ve ikram ettiğiniz suyu içti ve teşekkür etti.

Sonra eski ama o kadar eski olmayan bir vakit… Bir önceki ile arasındaki dönemde makara ve çıkrık bulundu. Yine az önce anlattığım senaryo oluştu fakat siz bu defa kovayı kancaya takıp makara ile hızlıca daldırıp hızlıca çektiniz, gayet iyi bir vakit tasarrufu ile ikram ettiniz. Sevdiğiniz : “Ayy nerede kaldın?”

Bu böyle sürer gider, her dönemi detayları ile örneklendirmek istemiyorum. Sene 2018… Eve geldi sevdiğiniz, su istedi, yine yorgun tabii ki… Aaa! Bir de baktınız buzdolabına su koymayı unutmuşsunuz. Yani evde su var, çeşmeler 1,5 saniye uzaklıkta, kolay taşımak için sürahi, temiz içmek için bardak, vs. her şey var ama buzdolabında soğuk su yok… “Ya insan bi dikkat etmez mi, kontrol etmez mi, bi soğuk su istedik o da yok, hava çok sıcak, ben yorgunum…..” Çok özür dilerim ama BOK İÇİN!

Bir de bunu iş hayatı için düşünün. Özellikle kendi müşterilerime seslenmek istiyorum. Hani iş teslimi 3 günü geçince, 10 dakika içinde e-posta ulaşmayınca ya da fiyatı yüksek bulunca deliriyorsunuz ya :)… Ben o tasarımları elimle çizseydim, dolayısı ile bir sürü çoluk çocuk -sözde- rakibim olmasaydı… Ve o tasarımları elimle boyasaydım… Size postacı ile gönderseydim… Siz o vakti nasıl kuzu kuzu beklerdiniz, ve o paraları nasıl sikke sikke öderdiniz… Yazarın Notu: Sikke = Eski dönemlere ait para birimi ya da tabiri 🙂

Velhasıl kelam : acele olgusu insan icadıdır, gerek yoktur. Her şeyin bir yeri ve zamanı var. Kendini iyi hissetmek için  buradan başlayabilirsiniz.

Plan Yapmak Kolay… Ama Rica Ediyorum, Uygulayalım 🙂

Öncelikle askeri disiplin tarzı bir planlama ve sert bir yaşam tarzından bahsetmediğimi belirtmek isterim. Ama herhangi bir konuda başarılı olabilmek için hem kendinizi takip edebilmek adına hem de hedefinize doğru şekilde odaklanabilmek için bir planınız olması şart. Aslında şart yerine gerekli desek daha doğru. Pek çoğumuz plan yapmayı ve bu planları not almayı çok seviyoruz. Hatta planımızı ve bu plana uygun programımızı temize çekmek de keyifli bir uğraş.

Ama nedense bu temize çekme işlemi ile çok zaman büyü bozuluyor çünkü asıl mesele orada başlıyor: planı uygulamak… :)… Hepinizin gözünde bir şeyler canlandı değil mi?

Bu hayatta plan yapmayacaksın arkadaş… Plansızlık en büyük plandır… Ne bileyim, hayat sen plan yaparken başına gelen şeylerin toplamıdır gibi şeyler söylemeyeceğim. Plan yapın ama uygulayabileceğiniz planlar yapın. Ulaşılabilir hedef diye bir kavram var, duymuşsunuzdur. Plan yapıp da başınıza yeni bir dert almayın demeye çalışıyorum.

Şu şekilde planlar oluyor örneğin : Bir ayda 20 kilo vereceğim. Ay sonunda gelirimi 2 katına çıkaracağım. Olmaz canım benim, olmaz… İşte bu gibi planlar yaptığınızda sonuç istediğiniz gibi olmuyor ve pes ediyorsunuz. Sonra bir bakmışsın bir sene sonra hala aynı yerdesin. Onu öyle yapacağına de ki: Gelirimi her ay yüzde 10 artıracağım. Ve bunun için şunları şunları düzenli olarak yapacağım. Böyle yaptığında 7 ay sonra zaten gelirin iki katına çıkmış olacak ve sen bunu başarabildiğini ve nasıl başardığını öğrenmiş olarak gelirini artırmaya devam edeceksin. Ayrıca bu yüzde 10 artırma işini iki ya da üst üste üç defa başardığında işler öyle bir yolunda gitmeye başlayacak ki zaten bu süreç 7 ay da sürmeyecek. Neden: çünkü kendini iyi hissetmek durumunu yaşayacaksın.

Ruhumuzun Olduğunu Unutur Hale Geldik

Çalışmak ile başarmak arasında sıkışıp kaldıktan sonra bütün hedef ve dengeler şaştı. Çalışmak için mi başarmaya uğraşıyoruz, başarmak için mi çalışıyoruz? İşin burası kaçtı, karıştı… Aslında başarmaya çalıştığımız şey daha çok çalışmak mı oldu nedir, bilemiyoruz. Başarmak dediğiniz şey bu dünyada tadabileceğimiz en güzel hazlardan biri. Haz kelimesini bilinçli olarak kullandım zira başardığınızda beyniniz dopamin salgılıyor ve gerçekten haz hissi gerçekleşiyor. Büyük başarılara imza atan büyük insanları da gece gündüz yorulmadan çalıştıran şey bu dopamin işte!

Ee, hani ruh diyordun, dopaminmiş işte falan demeyin. Bu dünyada sebeplere bağlı olmayan abra-kadabra şeklinde bir yaratım süreci yok. Detaya takılmak yerine anlatmak istediğim şeye odaklanmanızı rica ediyorum. Hepimiz ruhani varlıklarız ve bu ruh sandığınız gibi bedeninizin içinde değil, bedeniniz ruhunuzun içinde. Yani ruhunuz bedeninizden büyük ve kıymet-i harbiyesi de bedeninizden fazla.

Ruhunuzu beslemeyi ve memnun etmeyi becerebilirseniz her şey daha iyi olacak emin olun. Başka bir deyişle bedeninizin kabı ruhunuz. Bedeniniz için spor da yapsanız, sürekli organik de beslenseniz ruhunuz na-memnun (mesela stresli, mesela endişeli, mesela mutsuz…) ise nur topu gibi bir depresyon, anksiyete ve kanser yakında kapınızın önüne bırakılmış olarak bulabilirsiniz. Allah analı-babalı büyütsün :).

Ruh Ne İster?

Peki efendim bu ruh ne ister diye soracaksanız hemen cevap vereyim: DENEYİMLEMEK. Neyse haliniz onun tadını çıkarın lütfen. Yaratılan her şey mükemmel, başınıza ne geldi ise hepsi mükemmel. İster iyi ister kötü olsun başınıza gelenlerin hiçbirini siz bu kadar kusursuz ve detaylı olarak planlayamaz ve hesaplayamazdınız. Önce başınıza ne geldiyse, şaşırmak, inkar etmek, başkasını suçlamak ya da bahane uydurmak yerine kabul edin. Hemen kabul edin. Kabul ettiğiniz anda artık sizin olmuş demektir ve sizin olan ile istediğinizi yapabilirsiniz. Onu kontrol edebilirsiniz, bölebilirsiniz, parçalara ayırabilirsiniz, çoğaltabilirsiniz… Ne isterseniz…

Deneyimlemek için dolu dolu yaşayın. üzüntünüz varsa dolu dolu yaşayın. Ağlayacaksanız dolu dolu ağlayın. Gülecekseniz patlatın kahkahayı ama yaşayın sizin olanı. Deneyimleyin. Deneyimleyince anlayacaksınız ki aslında korku diye bir şey yok. Hepsi sizin kafanızda, aklınızda. Bunu yapmayı öğrendiğinizde zaman içinde ne olacak bilin bakalım: Kendini iyi hissetmek :). Bu her gün bir öncekinden mutlu ve genç olmak demek, yaşamak demek.

Merhaba Ben İç Ses: Daha İyisi Mümkün!

Daha iyisinin mümkün olduğunun farkındalığı değişken bir argüman. Sizin nasıl algıladığınız ile çok ama çok ilgili ve orantılı.

Eğer şöyle ise sorun yok: Aldığım ücret için şükürler olsun. Bu ücreti hak edecek becerilere sahip olduğum için minnettarım. Daha iyi bir gelir düzeyini hak ediyorum ve bu mümkün.

Ama böyleyse: Adamda şans olacak abi. Herifle aynı mahallede büyüdük, aynı okula gittik, adam paranın gözüne vuruyor. Biz burada asgari ücrete talim edelim. Bir bize bak bir de herife… Ah ulan peder bana destek olacaktı ki!

Evet, içinizden bir ses sürekli daha iyisi mümkün diyor ise buna sevinin ama lütfen doğru dinleyin. Şu andaki sahip olduklarınızı sevmeyi öğrenemezseniz daha iyisine kavuşamayacaksınız. Şunu öğrenmeniz gerekiyor artık: zaman tamponumuz var. Hiçbir şey bir anda olmayacak. Yollar santim santim, anlar saniye saniye ilerleyecek.

Sizin için daha iyisi mümkün evet, ama bu kesinlikle mutlu olunacak bir şey. Rica ediyorum, her gün bir adım. Belki sadece bir adım ama her gün…

Anahtar Kelime: Kendini İyi Hissetmek

Çok garip değil mi? Çok zor hatta iyileşmesi imkansız görünen hastalıkları yenenleri görüyor, okuyor, dinliyorsunuz: motivasyon, pozitif düşünce vs… Çok başarılı bilindik ve ünlü isimleri dinliyorsunuz: sevdiğiniz işi yapın, mutlu olduğunuz mesleği seçin vs… Çok zenginleri dinliyorsunuz (bence en çok dinlenmesi gereken amcalar bunlar 🙂 ): kendiniz beğenin, kendinize inanın vs…

Tamam onları dinleyin de azıcık beni de dinleyin :). Tüm bunların ve dahi bu yazının da özü şu: Kendini İyi Hissetmek. Eğer kendinizi iyi hissediyorsanız, ne ile uğraşıyorsanız doğru gidiyor demektir. Devam edin…

Ee, madem bu kadar basitti, 3 kelime idi, neden lafı bu kadar uzattın derseniz… Yazınca kendimi iyi hissediyorum 🙂 .

 

 

 

Check Also

Müşteri Sadakati ve Teknoloji

Müşteri Sadakati ve Teknoloji

Müşteri Sadakati ve Teknoloji Müşteri Sadakati ve Teknoloji Sektörde müşteri sadakatini yakalayabilmek için öncelikle uzun ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir