Statüko ve Tasarım ve İkna

Statüko ve Tasarım ve İkna

Statüko ve Tasarım ve İkna

Statüko ve Tasarım ve İkna

Tasarımcı olarak aslen yaptığımız iş, bizden talep edilmiş olmasına rağmen ürettiğimiz konusunda müşterimizi ikna etmek. Tam da bu durumda statüko kendisini gösteriyor. O ana kadar sizden heyecan ve sabırla çalışmalarınızı sunmanızı bekleyen müşterinize statükosu fısıldamaya başlıyor ve “Evet Savaşları” başlıyor.

Herkesin Statükosu Kendine

Eğer marka, fikir ya da ürün müşteriniz için yeni ise statüko zayıf ve küçük oluyor. Fakat eski bir markanın üzerine, varolan bir ürünün renovasyonuna, hele hele bir kurumsal kimlik revizyonuna yürüyorsanız statüko “NAH BU KADAR” (siz hayal edin artık…)…

Şöyle düşünün ve karşınızdakini anlamaya çalışın. Günlük hayatımızda sürekli aynı yaptığımız şeyler var. Sabah hemen hep aynı saate kalkıyor, aynı yerden alışveriş yapıyor, aynı araca biniyor, aynı işe gidiyor, aynı araçla geri geliyor, aynı yerden alışveriş yapıp aynı eve geri dönüyoruz. Ne kadar çok “aynı” var değil mi? Ve bunda garip olan bir şey yok. Aksine bu aynılar bize güven veren unsurlar. Böyle baktığınızda değişime ikna etmenin yanında değişime ikna olmanın zorluğu su yüzüne çıkıyor. Hadi onu batıralım…  🙂 Çünkü bize para ödemeleri için “evet” demeleri gerekiyor (odaklanmanız gerekenin üzerini çizdim ve vurguladım:) ).

Statükoyu gelenekselcilik, eskiye bağlılık gibi algılayıp da müşterinize haksızlık etmeyin sakın. Bu daha çok bir alışkanlık ve güven hali. En iyi ve en kısa yol bildiğin yoldur… Siz ve tasarımlarınız yok iken o vardı bunu unutmayın. Siz o güven sınırlarını zorladığınız ve hudut ihlali yaptığınız için karşınıza çıkabilecek “hayır”lar çok şiddetli ve dayanıklı olabilir, bunu da yadırgamayın. Doğru olduğunu kanıtlayana kadar kötü olan sizsiniz, unutmayın :).

Ne İstediklerini Biliyorlar Mı Acaba?

Bu soruyu hizmet verdiğiniz kişi ya da kuruma daha insaflı davranmanız adına sordum. Zira anlayışlı davranmazsanız onları anlayamadığınız gibi anlayışsız ve ukala hatta küstah görülen siz olabilirsiniz. Siz tasarımcı olarak duruma ve sizden istenen hizmete “bilinç” ile yaklaşıyor ve tabii ki yetenek ve eğitiminizin gerekleri ile bir fikir sunumu gerçekleştiriyorsunuz. Peki ya bilinçaltını hesaba kattınız mı?

Bilinçaltı her zaman ki gibi farkında olmasanız da bilinçli karar alma ve sonuç mekanizmalarından güçlü çalışır halde. Çünkü o çok eskiden beri oradaydı ve yeri sağlam. Temel dedikleri, prensip dedikleri, hani iyice gevşemiş olan iki tabir var: misyon ve vizyon dedikleri; işte tam da o bilinçaltı. Burayı iyi tanımadan reformist bir tavırla bir şey elde etmeniz zor, buna emin olabilirsiniz.

Dediğim gibi anlayış görmek için anlayışlı, saygı görmek için saygılı davranın lütfen. Unutmayın, o isim, logo ve şirket sizin değil. Onların kıymetlisi ve ona değer katmanız, kıymetlilerini güzelleştirmeniz için oradasınız. Yeni bir kıymetli istemiyorlar.

Kaç Kişi?

Açıkçası say say bitmez… :). Hizmet verdiğiniz bir patron ya da kişi ise işiniz biraz daha kolay sanmayın. Bu duruma göre değişir. Bilinç ve bilinçaltı olarak en az 2 kişi oldukları kesin ama bunun çocukluğu var, gençliği var, üniversite dönemi var, bir de olmak isteyip de olamadıkları ve yapmak isteyip de yapamadıkları var. Vel hasıl kelam içerisi kalabalık, müşterinizin kafası karışık.

Emlak ve araç sektöründe insanların anlattıkları ile satın aldıklarının birbirinden çok farklı olduğu istatistikler ile bilinen bir gerçek. Durumu bu açıdan değerlendirin ama daha kötü durumdasınız buna da emin olun :)… Zira otomobil satıcılarının ve emlakçıların müşterilerinin ne istediklerine dair hiç bir endişeleri yok. Çoğu müşterilerini dinlemiyor da zaten. Siz hem dinlemek, anlamak, kendinizi dinlettirmek ve evet dedirtmek zorundasınız.

Önemli bir ipucu vereyim : Davranışlar… Davranışlara, konuşmalara ve kullanılan sözcüklere dikkat edin. Her şey bunlarda saklı, yani aslında bunlarda aşikar. Değiştirmek istediğiniz şeyi oralarda bulun ve o davranışı değiştirin. Fikir ve bilinçaltı da buna uyum sağlayacaktır.

Derine İnelim mi?

Bu davranışları neler belirliyor peki? Her şey davranışlarda gizli ise davranışların belirleyicileri neler?

Öncelikle çevre. Buna lütfen gerekli dikkati verin. Camide iş yerinde davrandığınız gibi davranmazsınız, iş yerinde piknikte davrandığınız gibi davranmazsınız, piknikte bir misafir yemeğinde davrandığınız gibi davranmazsınız, yemek masasında yabancı bir evde yatıya kaldığınızdaki gibi davranmazsınız. Toplum ve kalabalıktaki davranışları umumi kurallar belirler ve davranışlar çevreye göre şekillenir. Çevreyi kontrol edebilirseniz, davranışlarını da kontrol edebilir veya öngörebilirsiniz. Davranışlarını kontrol edebilirseniz fikirlerini de değiştirebilirsiniz. Siz müşterileriniz ile nerede görüşüyorsunuz?

Gelelim ilk izlenim konusuna. Dışarıdan kendinize baktınız mı hiç? Sizinle görüşenler ve yeni tanışanlar için 10 saniyeniz var, bunu çok iyi değerlendirmelisiniz. Aslında bu süre daha kısa ama panik yapmamanız açısında 10 saniye demek şimdilik daha verimli olur diye bu sürenin 4 saniye olduğunu söylememeyi tercih ediyorum. Aa! Söyledim mi yoksa :). Durumu lütfen iç güzellik kulvarına taşımaya kalkışmayın, görünüşünüz önemli, kabul edin.

Daha önce de bahsettiğim gibi bilinçaltı çok hızlı ve istemsiz şekilde çalışacaktır. Görüntünüz, giyim kuşamınız, vücut diliniz karşınızdakini etkilerse “evet” almak çok daha kolay olacaktır. Ve özellikle bu etkileyiciliğiniz karşınızdakine göre daha yüksek statüde olduğunuz hissini verebilirse artık yöneten sizsiniz demektir. Çünkü hemen her canlı kendisinden daha yüksek statüde olana bağlanmak eğilimindedir ve bunu başarabilirseniz artık söz dinler bir haldedir. Ne derseniz kabul edecek ve “evet” diyecektir.

Ama…

Öncelikle ama ile başlayan cümleler kurma alışkanlığını bırakın. Başarı bahane kabul etmez… Eğer özellikli bir çevre kurabilme imkanınız yok ve de kalıtsal olarak görünüm ve vücut dili konusunda elverişsiz iseniz “evet” için yapılacak şeyler hala mevcut, ama… :). Onlar başka bir yazının konusu.

Check Also

Yazmak ve Evrensel Benlik

Yazmak ve Evrensel Benlik

Yazmak ve Evrensel Benlik Yazmak ve Evrensel Benlik Hepimizin ilk ve öz vatanı kendi  çocukluğu. ...