Beyzade
Beyzade

Cafe / Kafe

Beyzade Cafe / Kafe

Beyzade Cafe / Kafe

Inteior Design / İç Mimari – İç Mekan Tasarım

3D Modeling and Visualization / 3D Modelleme ve Görselleştirme

Beyzade Kafe  – Bursa – Isparta

Sait Faik Abasıyanık (1906 – 1954) – Tüneldeki Çocuk

“Tünel’e Beyoğlu tarafından bindik. Bu saatlerde bu taraftan aşağıya kalabalık yoktur. İkinci mevkideyiz. Bir köşede üç asker, beride bir ihtiyar kadın, yanı başında gelini, daha ötede vapura yetişmekten mühim mühim bahseden bir Ermeni grubu, ben bir de o vardık. Ayaklarını oturduğu yerin altına mümkün olduğu kadar çekmişti. Ancak, dikkat edilirse ayakkabısız olduğu fark edilebilirdi. Daha kalkmamıştı. Birinci mevkii ikinci mevkiden ayıran parmaklığın ve peronla yolcu vagonlarını ayıran parmaklığın otomatik demiri kapanıyor, yeni kalkıyordu. Sonra kapılar denizden bir balığın nefes alıp vermesini hatırlatan bir iç çekişiyle kapandılar.

O, sağ elinin parmaklarını bükerek kulak memesinin altına koymuş, ağzı açıktı. Öteki eli kirli, siyah, pis fakat tırnakları –derisinin koyu esmerliğinden olacak- bembeyaz, dizinin üstündeydi. Kalem gibi parmakları vardı. Siyah bir mintanın üstünde yağlıboya hissini veren, beyaz denemeyecek kadar açık renk bir takım desenler farkediliyordu. Sedef bir kopça, kirli ve incecik boynunu sıkmıştı. Şimdi yüzündeyim. Basık bir burun, açık, hayretle açılmış sulu bir ağız, büyük, koyu kahverengi, insani denemeyecek kadar masum gözler, gözlerin beyazlarında da hayret. Saçları karmakarışık. Üstlerinde sigara külü var.”

Ziya Osman Saba (1910 – 1957) – Kış Gezintisi

“O Beyoğlu’nun, değil bugünkü; bir başında, hiç olmazsa, şöyle bir Elhamra Sineması’yla başlayıp sonunda, Taksim’de gene bir sinemayla biten Beyoğlu olmasına bile yıllar vardı, ama kibarlığını göstermek istercesine, kendi kendine, daha o zamandan bir soyadı takınmış bu sert, çocukluğumda da, her şeyinden önce bir sinemalar ülkesiydi ve bir kış gezintisi demek Beyoğlu demekti. Oraya gidilmez, dört yanından, Gümüşsuyu, Tophane, Şişhane yokuşlarından, daha berisindeki Kasımpaşa’dan ağır ağır tırmanılır. Yüksekkaldırım’dan basamak basamak yükselinir, en iyisi, kestirmesi, hele bir çocuk için en mucizelisi Tünel’le masalların sihirli seccadelerindeki gibi, oturulan yerde, vagon kapıları bir kere kapandı mı, sanki bir gizli kuvvet tarafından çekilinir.

Beyoğlu’na hep çıkılırdı. Yalnız Tünel bile, benim için, henüz, mesela bayram yerlerindeki kayık salıncak veya atlıkarınca nevinden başlı başına bir eğlence, bir bayram değil miydi? Ya Tünel’in Galata tarafındaki giriş kapısına varmak için bindiğimiz tramvay. Beşiktaş’tan yaz gezintilerinde olduğu gibi, Bebek tarafına değil de bu sefer aksi istikamete gitmek üzere bindiğimiz o tramvay, belki peşine vagon takmadığından öyle hızlı gidiyor, belki de vatmanı, benim hoşuma gitsin diye onu daha, gittikçe daha hızlı sürüyordu. Etrafı iyice görmek, o tramvayın tadını çıkarmak için mi, ön sahanlığında duruyorduk?”

Check Also

Butcher

Butcher / Kasap

Butcher / Kasap Interior Design / İç Mimari – İç Mekan Tasarım 3D Modeling and ...